Dünya genelinde sayılı örneği bulunan bir sanat dalı bu. Teknoloji
çağının hunharca ilerleyişiyle üstü örtülmüş bir sanat belki de. Bilgisayarın
gelip daktiloyu olduğu tahttan indirmesiyle tozlu raflarda yerini almış.
Fakat
şimdi yeniden canlanıyor.
Daktilografik resim sanatçısı emekli öğretmen Sevil
Ağtaş, bu sanatı hayatta tutabilmek, daktiloyu ve daktilonun resimle buluştuğu
bu sanatı yeni nesle aktarabilmek için eski resimlerden oluşan sergisini her
yıl belirli tarihlerde farklı şehirlere taşıyor.
İlk olarak 1978-79 yılında açılan bu sergi, yurt dışından da
talep görerek bir sanat sever tarafından Hollanda’ya taşınmış. Kocaeli, Gölcük,
Konya ve Son olarak da Balıkesir’ de sanatseverlerle buluşan sergi, önümüzdeki
zamanlarda İzmir, Diyarbakır ve Mersin belediyelerinden aldığı davetleri
değerlendirerek bu illerde de halkla buluşacak.
Denk gelince kaçırılmaması gereken ilginç bir deneyim
diyebiliriz bunun için.
Daktilografik Resim
Sanatçı Sevil Ağtaş tarafından Daktilografik Resim olarak
adlandırılan bu sanat dalı, daktilo’nun bir yazı aracı olmaktan çıkıp resim
sanatıyla kesişmesinden oluşuyor.
,
Kendi Hikayesini Kendi Harfleriyle Anlatan Resim
Resmin bütününde yer alan her figür için farklı bir harf/işaret kullanılıyor. Örneğin kıvırcık saç için 'O' kullanılırken, düz siyah saçların resmedilmesi 'e,a' harfleriyle oluyor. Işığı bol alan bir manzarada '%' işareti görülürken, yüz çizgileri '/', gözler 'e, = ' ile yapılıyor.
Uzaktan bakınca karakalem yapılmış resimler gibi görünse de aslında bu resimler kendi hikayelerini kendi harfleriyle anlatıyor.
Daktilo tuşlarının hızlı yahut yavaş vurulduğunda yapmış olduğu renk farklılığı, resimlerin gölge- ton dengesini oluşturuyor.
Oldukça meşakkatli, emek ve dikkat isteyen bir sanat dalı olan Daktilografik Resim, hem nostaljik hem de ilginç bir deneyim sunuyor.







Hiç yorum yok: